Selvi Boylum Al Yazmalım
Okunma Sayısı : 3023   
4.11.2019 20:42:51

 “Sen gelmesen de ben beklerim, ne olacak sanki, cebimden mi gidiyor; canımdan gidiyor.” Bir duygu bu kadar güzel anlatılamaz. 1977 yapımı Başrollerini Kadir İnanır, Türkan Şoray ve Ahmet Mekin’in  paylaştığı Bana göre Cengiz Aytmatovun aşk’a, ayrılığa ve sevdaya attığı imzadır ve ölmeden önce izlenilmesi gereken filmlerin başında geliyor.

Sevgiyi dört farklı gözden bakıp bir hikâyede yaşamaktır Selvi Boylum Al Yazmalım. Kimi İlyas’ın gözünden izler filmi, kimisi Asya’nın, adam kere adam Cemşit’e sonradan hak verir insanlar, birde küçük sametin gözüyle bakar insan filme. Ama herkes filmi anlatırken İlyas ile Asya’nın aşk hikâyesi zanneder filmi.  Ama filmin sonunda anlarlar ki Aşk üç kişilikmiş ama Asya’nın kararı ile şekillenmiş.

Hatırlıyorum, izlerken benim bile gözlerim dolmuştu. Kimi Asya’ya üzülmüştü, kimi İlyas’a ağlamıştı. Ben Cemşit’in adamlığına hayran kalmıştım.

“İnsan Selvi Boylum Al Yazmalım’ı ilk izlediğinde gözü İlyas’a gönlü Cemşit’e gidiyor. Sonra büyüdükçe erkek ile ADAM arasındaki farkı öğreniyor ve Asya’ya hak veriyor insanoğlu. Sahi Sevgi neydi?” Alıntıdır.

Adamlığın erkeklikten önce geldiğini anlıyor.

Cengiz Aytmatov’un ölümsüz eserinde görüyor insan sorularla cevapların nasıl bulunduğunu.

Ne güzel demiş Yıldız Tilbe, “İki kadın bir adam, aşk çekilir aradan”. Herkes bu filmi ve bu şarkıyı bir farklı yerleştirir hayatının bir yerlerine.

Herkesin boğazında düğümlenen bir Uhde’si, bir Kış’tan kaybolmuş bir Bahar’ı vardır mutlaka. Tür’lü zorluklarla Tür’lü engellerle vazgeçmiştir iki taraftan biri. Ve yaşanamamışlıkların gölgesine kalplerinin ortasında bir leke olarak kalmıştır. En ağır günah misali.

Hangi tarafı dinlesen haklı sebeplerini bir bir dizer önüne kehribar tespih misali. Ve anlatmaya başlar ahhh çekerek ciğerlerine derin bir nefes sigara dumanı çeker gibi. Kimi dinlesen kesin o haklı.  

Ama bir birlerini anlamak yok.

“Anlamak masraflı iştir; Emek ister, gayret ister, samimiyet ister. Yanlış anlamak kolaydır oysa. Biraz kötü niyet, birazda yetersizlik kâfidir. “ diyerek durumu özetlemiş aslında.

 

Ve sonra soğur her şey, duygular da dâhil. Gönlümüze sığdıramadığımızı gözümüz görmez olur, en ağır ithamların hedef tahtası artık.

Müzmin duygular hortlamış, egemenliği ele almıştır. İşte ondan sonrası kim kimi daha çabuk tanımışsa o daha erken kurtuluyor.

Üzerinize olmayacak bedenleri boş yere hayatınıza giydirmeye uğraşmayın. Dost olmayı beceremiyoruz zaten toplum olarak, boşa düşman edinmeyin.

Ayrılığınız da sevginiz de asil olsun, Selvi Boylum Al Yazmalımdaki gibi.

Hadin esen kalın.

AHIR AYNI AHIR, DOMUZ AYNI DOMUZ
Okunma Sayısı : 814   
29.10.2019 12:24:30

Bağdadi 5. kez öldürüldükten sonra aktörlüğü bıraktığını ve kendi film şirketini kurmak üzere ülkesine dönme kararı aldığını açıkladı. "Bütçe hazır; orijinal senaryo gelirse hemen çalışmalara başlayabiliriz" dedi.

 

Yukarıdaki yazı size saçma geldi değil mi?

Hiç de saçma değil.

Ebu Bekir el-Bağdadi İsrail’e kalkan olmak üzere bir proje olarak ortaya konulmuş ve proje bittiği için geriye çekildi.

 

Her yıl düzenli olarak öldürülen Bağdadi’nin bu senaryoda rolünü tamamladığı için oyuncu listesinden çıkartıldı.

 

ABD’yi bölgeye soktu, Irak ve Suriye’yi zayıflattı, PKK/YPG’ye alan açtı. Amerika Suriye’den çekilme kararı alınca da Bağdadi öldürüldü.

 

Kur, besle, kullan güya İslami cihad örgütü diye Dünya’ya yuttur, İslamofobiyi hortlat, Ama.. Binlerce müslümanı öldür, Milleti İslam’a düşman et. İşin bitince kes sakalını tatile gönder, Sonra da öldürdüm sizi kurtardım de kahraman ol! Pabucumun kahramanı.!

 

Trump, Bağdadi’nin intihar yeleğini patlatmak suretiyle kendisini üç çocuğuyla birlikte öldürdüğünü söylemiş. Öldürüldüğü iddia edilen yerde taş üstünde taş kalmamış. Ama Trump efendi O'nun "bombardımanda değil, girdiği tünelde kendini patlatarak ve ağlayarak öldüğünü" söyledi. Bu yoğun bombardımanda ölmeyen birini, tünelde ağlarken gören kameradan ben de istiyorum...

Ayrıca kimliğinin de DNA testi ile tespit edildiğini söyledi. Tamam, hava saldırısı yaptın, ya da kendisini patlatarak öldürdü, molozlardan DNA’sını buldun da karşılaştıracak DNA’yı nerden buldun diye sormazlar mı adama.

Yani Bağdadi’nin ortadan bir şekilde kaldırıldığı dışında hiçbir şey net değil!

Yeni piyon da şimdiden belli oldu. Bebek katili Terörist başı Abdullah Öcalan'ın 'manevi evladım' dediği, M. Kobani olarak bilinen ve ABD'nin "general" diye andığı teröristin asıl adı Ferhat Abdi Şahin’dir. Ne Generaldir ne de Mazlum. Bildiğin Teröristtir. Basında da yazışma dilinde de terörist adı ile hitap edilmeli.

Terörse bu da Terör, Teröristse Bağdadi de Kobani de Terörist bilinsin isterim.

     *                                                                           *                                                                    *

96 yıl önce bir ses yükseldi mavi gözlü bir devin dudaklarından, “Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.”

Ve etti…

Yüce Türk Milletinin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu olsun.

Hadin esen kalın.

BİG BANG,EVRİM VE TANRI
Okunma Sayısı : 986   
24.10.2019 22:35:30

Bilmediğimiz durumlar ve konular hakkında yorum yapmak,sabit inançlarımıza ters düşen herşeyi reddetmek ne kadar kolay degil mi?

Çünkü öğrenmek ne kadar ucuzsa cehalet o kadar değerli. Evrim teorisi ve big bang'den bahsetmek istiyorum biraz.  Yıllarca sanki evrimi kabul edersem direkt inancımı reddedecekmişim gibi yanlış bir kanıya sahiptim. Aslinda bugüne kadar okuduğum, izlediğim duyduğum evrim evet inancımla çelişiyor. Ancak bu koca okyanusa dalmama engel değil.  Kafamı kurcalayan onlarca soruya rağmen en azından o kadar önyargılı değilim. Sonuçta tam anlamıyla hakim olmadigin bir konuyu direkt reddetmek kolaya kaçmak olur.

Big bang'den başlayalım.  Anlaşılan o ki belgesellere kitaplara hiç bir seye gözü kapalı inanmamak gerekiyor. Çünkü geneli big bang'in kaba taslak üzerinden geçerek, evrenin tamamen bir tesadüf eseri oluştuğundan bahsediyor.  Oysa bilimsel verilerin ışığında bilincimiz dahil evrendeki her maddenin tüm düzenin bir algoritması olduğunu düşünürsek böyle bir düzenin tesadüf eseri oluşması pek mümkün görünmüyor.  Newton sonsuz bir evrenin varlığından bahsediyordu  ve evrendeki her madde de çekim gücünün olduğundan. Ancak bu  mantıkta bir terslik var çünkü böyle bir durumda tüm evren eninde sonunda tek bir bileşene dönüşecekti.  1920'lere gelindiginde Einstein evrenin genişlediginden bahsetti. Newton'un teorisine öylesine inaniyordu ki bu durum kendisini bile şaşırttı.  Ancak evrenin genişlemesinin bulunmasıyla Newton'un buluşu da sağlam temellere dayandı.

Maddelerin çekim gücü herhangi bir sorun  teşkil etmiyordu çünkü sürekli genişleyen evrende yayılıyorlardı.  Yeryüzüne bırakılmış tek bir atomun parçalanmasının sonucuydu big bang. Kuran' daki "ve evreni (göğü)  kuvvetimizle kurduk,muhakak ki onu genişlemekteyiz ." ayetini göz önünde bulundurursak taşların en azından şimdilik rayına oturduğunu söyleyebilirim. 

Evrime gelince... O konuda hâlâ çözemediğim noktalar var. Son çalışmalar insan vücudundaki kromozomların 48'den 46'ya düştüğünü söylüyor.  Ancak bu doğada örnekleri olan bir durum. Eksildi denilen kromozomlar aslında sadece yanında bulunan diğer kromozomlarla bir kaynaşma yaşayarak bütünleşiyor.  Ancak bu durumun nasıl ve neden gerçekleştiği muamma. Maymunlarda da 48 kromozom olduğu düşünülürse Darwin'i hemen topa tutmak biraz haksızlık olur. Biyolojik ve zihinsel anlamda bir evrim olduğu kesin. Ancak bu teori devamında bir cok soruyu beraberinde getiriyor. 

Eğer doğa koşullarının zorlaması sonucunda bir mutasyon söz konusuysa simdi ki maymunlar niye evrilmiyor. Mesela katil balinaların tuzaklarindan kaçan prillerden ,kutup ayısından kaçan penguenlerden ya da sirkte çalıştırılan hayvanların evriminden söz edilmiyor.  Veya tecavüze şiddete maruz kalan kadınlar, çocuklar niye bir türlü evrilemiyorlar. Kim bilir belki de bizden sonraki nesil de onların evrimi üzerine çalışmalar yürütür.  Gelelim diğer soruya canlıların temel amacı hayatta kalmak ve üremek üzere kuruluysa neden homo deusu yaratmak için var gücümüzle uğraşıyoruz. Yapmamız gereken tek şey hayatta kalmak ve üremek.  Oysa bu dünyaya kazık çakmaya ve tüm evrene hükmetmeye çalışan tek canlı türüyüz.  Yani bu algoritma neye göre işliyor? Açıklanması gereken onlarca soru var ve sanırım evren var olduğu sürece bu soruların sonu gelmeyecek.

Insanları bilmem ama soruların var gücüyle üredikleri kesin:)


 

6. HİS "İLETİŞİM"
Okunma Sayısı : 870   
22.10.2019 21:03:42

Sözlüklere baktığımızda iletişim; “duygu, düşünce ya da bilgilerin her türlü yolla başkalarına aktarılması” anlamına gelmektedir.

 

Teknik anlamda ise Kaynaktan alıcıya bilginin iletilmesi olarak da özetleyebiliriz. İletişimde en önemli olan faktörler, gönderici ve alıcıdır. İletişimin başlıca öğeleri arasında yer alan bu iki unsur olmazsa iletişimin gerçekleşmesi mümkün değildir.

Çünkü kaynaktan hedefe doğru mesajın iletilmesi olayı iletişimin temelidir. Tabii iletişim sağlanması için kaynak ve hedef dışında gerekli olan daha farklı unsurlar da bulunmaktadır.

İnsanlık tarihi kadar eski olan bir olgu olan İletişim zamanın ilerlemesiyle birlikte teknikleri değişse de iletişim insanoğluyla birlikte doğmuş ve yine onunla birlikte gelişmiştir.

Örneğin; mağara duvarlarına çizilen şekiller iletişimin varlığına verilebilecek en eski örnekler arasındadır.

Buna ek olarak; duygu ve düşünceleri anlatmak için yapılan danslar, ateşle, dumanla, güvercinle haberleşme, duyguları anlatmak için yapılan besteler, resimler ve dahası hep iletişim için başvurulan yollardır.

Günümüz şartlarında yapılabilmesi en kolay olgu olan iletişim teknoloji ve şartların iyileşip gelişmesine rağmen tek düze ve pasif bir hal almaktadır.

Unutulmamalıdır ki insanda 5 his vardır ve buna ek olarak 6. His de İletişimdir. İletişimi hızlandırıp her yerden insanlarla kontak kurmak amacı ile üretilen cep telefonu başta olmak üzere bir çok teknolojik alet iletişimi hızlandırıp hayat kalitemizi artırmaktan çok bizi kendilerine köle yapmaktan öteye geçememektedir.

Sosyal medya yayıncılığı ile başlayan sanal sohbetler de bire bir ilişkileri öldürüp, kontrolsüz bir genç nesil yaratmaktan ileriye gidememektedir.

Fikri ve eser mülkiyeti artık neredeyse ortadan kalkmak üzere. Çünkü dijital çağ diye bize sunulan yeniçağ sadece sanal ortama hayat hakkı tanıyıp basılı eser olgusunu bitirme aşamasına gelmiştir.

 Güçlü iletişim, güçlü dostluklar ve güçlü bireyler için teknoloji ile donanmış yüz yüze konuşup hissede bilen bir çağın gerekliliği yakın sürede anlaşılacağı kanaatindeyim.

Sevgi ve saygılarımla.

Esen kalın

DEVLET ADAMI GÖZÜ ÖNEMLİ
Okunma Sayısı : 969   
16.10.2019 21:41:52

En acısı da dostun ihanetini yaşamaktır.

Hani derler ya elden gelen koymaz da dosttan gelen yıkar diye.

Aynen öyle işte.

Barış Pınarı harekâtında gördük bizde millet olarak ihaneti.

Ne Arap Birliği’nin, ne Almanya’nın, nede Fransa’nın tavrı ve kınama kararı dokunmadı Filistin’in kınama kararının dokunduğu kadar.

Bizim millete Filistin zor durumda yardım lazım dendiğinde tırlar dolusu yardımlar gönderdi, evdeki iki olanın birini gönderdi bu millet Filistin’e.

Ümmet dedik, din kardeşi dediklerimiz bile bize sırtını döndü.

Dar günümüzde resmen el oldular.

Dokunuyor be kardeşim dokunuyor.

Ne kadar Filistin hükümetinin kararı Filistinlilerin kararı değil dese de yetkililer işin içini dışını biliyoruz ya, ayrı dokunuyor.

Kadim dostumuz Pakistan, Soydaşımız Azerbaycan ve AB’den gelecek tepkilere duvar olan Macaristan’a ve İspanya’ya Ülkem ve milletim adına teşekkür ederim.

 

Suriye operasyonları ilk başladığında MHP Lideri Devlet Bahçeli yaptığı açıklamayla bir kısım çevrelerin tepkisini almıştı fakat yaptığı açıklama ve çizdiği planla ne kadar ileri görüşlü bir Lider olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiş oldu.  

MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, “Ülkemize yönelen tehditleri en aza indirmek amacıyla; Batı ucu Afrin’i ve Doğu ucu da Kandil’i içine alacak biçimde tesis edilecek hilal şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalı ve icra edilmelidir” dedi.Devlet Bahçeli’nin ileri görüşlülüğü ve devlet adamlığı bir kez daha gözler önüne serilmiş oldu.
Peki, şimdi ne olacak. Milli takımımız sahada Ordumuz ise gelen tepkilere rağmen Suriye’de kararlılıkla da ilerlemeye devam edecek. Terörden temizlenen alanlara da Suriyeli mülteciler yerleştirilecek.Şahsi kanaatim operasyonun bitmesi beklenmeden güvenli bölgeler oluşturularak bir an önce periyodik şekilde mültecilerin yerleşim planları yapılarak hızla mülteciler güvenli bölgelere taşınmalı.Gelen tepkilerin zamanla azalıp kaybolacağı kanaati hakim bende. Bu yazıyı okurken İngiltere AB’nin silah ambargosu girişimine itiraz ettiğini de öğrenmiş olacaksınız. Ve AB şunun farkında olmalı, biraz daha zarar vermeye kalkılırsa sınır açılır Suriyeliler artık Avrupalı olur. Gerekeni Sn. Cumhurbaşkanımız söyledi zaten.Bir parantez de Millilerimize açalım. Fransa maçında canla başla mücadele eden futbolcularımızı ve teknik ekibimizi Fransa’da Fransa’ya deplasmanı yaşatan taraftarımızı da ayrıca tebrik ediyorum.
Geçirdiği rahatsızlıktan sonra tedavi gördüğü hastaneden taburcu olan MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye geçmiş olsun dileklerimi iletmek isterim. Bu ülkenin ileri görüşlü siyasilere ihtiyacı var.
Hadin esen kalın..
Salih Hacısalihoğlu

KINA BAKALIM
Okunma Sayısı : 721   
10.10.2019 22:07:15

Afrin ile başlayıp Zeytin Dalı harekâtı ile devam eden operasyonların sonuncusu Barış Pınarı oldu.

 

Defaten bu tip operasyonların önemini vurgulamış biri olarak yine askerimizin ve ordumuzun yanında olacağım.

Fakat herkes ben değil.

İçeride ve dışarıda savaşa hayır savaşa hayır naraları atmaya başlayanlar peydah oldu bile.

Açıklamalar ard arda gelirken en komik açıklamaya da ABD Başkanı imza attı kanımca.

"Kürtler bize İkinci Dünya Savaşında, Normandiya çıkartmasında, Khe Sanh'ta (Vietnam) ya da Kandahar'da (Afganistan) yardım etmedi." Açıklaması bence gayet komik bir açıklamaydı.

 

Bu Kürdistan sevdalılarının ABD Başkanlarından yediği kazıklardan buradan New York’a yol olur ama hala foşik Türkler foşik Türkler.

Siz önce mabadınıza bi sahip olun da neyse.

Gelelim operasyonun yankılarına.

Sudan Türkiye'yi kınadı.
Mısır ve Irak da Türkiye'yi kınadıklarını duyurdu.
BAE de Türkiye'yi kınadığını duyurdu.
Mısır, Arap Ligini acil toplantıya çağırdı.
Suudi Arabistan ve Lübnan Türkiye'yi kınadı.
Katar, harekatı desteklediklerini duyurdu.
İspanya, harekatı desteklediklerini duyurdu.

Fransa dışişleri bakanlığı harekatın durdurulması için her türlü girişimin yapılması çağrısında bulundu.

Almanya Kınadığını bildirdi.

Rusya, Türkiye ve Suriye sınırındaki çatışmaya dahil olmayacağını açıkladı.

Hollanda da kınadı.

Tam bir şeyler eksik diyordum ki Filistin de kınadı.

Vallaha biz yıllardır Terörü kınayarak bitirmeyi denedik bi işe yaradı, ama bi de siz deneyin bakalım bir işe yarayacak mı?

Kınayan arkadaşlara en güzel cevabı İç İşleri Bakanı Soylu verdi.

Soylu açıklamasında Türkiye'nin orada ne işi var diye soranlara seslenmek istiyorum, biz iki dakikada şu PKK'yı bitirip hemen geleceğiz dedi.

Sosyal medyada gezinirken Dostum Yavuz Yazgan’ın bir paylaşımı dikkatimi çekti.

Aynen paylaşıyorum:

Bir Kürt arkadaş diyor ki, Yahu bizim devletimiz neden olmasın, bizden bu kadar mı nefret ediyorsunuz ?
Dedim ki kardeşim biz Kürtlerin devleti olmasın demiyoruz, Bize yakın olmasın diyoruz.
Gidin Almanya da kurun, Amerika’da kurun, gidin anlaşıp Afrika’nın ücra bir köşesinde kurun. Her türlü destekleriz :)))
Ben Kürtleri severim arada bir gelip tatil yapmayan da şerefsizdir, dedim :))))
Bir Kürt devleti kurulacaksa bu sadece Türkiye’nin desteği ile olabilir...

 Bence de haklı siz devletleşecekseniz Misak-ı Milli dışında nerde isterseniz devletleşin, destek de verelim.

Ya Sev

Ya Terk Et.

Derken ciddiydik.

Yooooo terk etmem diyorsanız Ya seve seve ya da öyle işte.

Dün bir montofon sığırının haykırışlarına şahit oldum. Biz size nağaptıkkk diye böğürüyordu. Hem devlet dicen Foşik diycen sonra da biz size naptık. Yok öyle ya o ayran dökülecekti ya olaylar çirkinleşecekti.

 

19 yaşındaki Tuğba’nın pencere açık diye babası tarafından uğradığı işkenceye de değinecektim de ağzım çok bozuldu, yazı da küfürlü oldu ondan dolayı sadece değinmekle yetineyim duruma göre elekler öyle bir yazı kaleme alırım.

İnşallah devletimiz de Tuğba’nın babasını kınamakla yetinmez.

Hadin esen kalın.

Ha bu arada sizi yeniden görmekten de acaip mutlu oldum.

Selvi Boylum Al Yazmalım
Okunma Sayısı : 3023   
4.11.2019 20:42:51

 “Sen gelmesen de ben beklerim, ne olacak sanki, cebimden mi gidiyor; canımdan gidiyor.” Bir duygu bu kadar güzel anlatılamaz. 1977 yapımı Başrollerini Kadir İnanır, Türkan Şoray ve Ahmet Mekin’in  paylaştığı Bana göre Cengiz Aytmatovun aşk’a, ayrılığa ve sevdaya attığı imzadır ve ölmeden önce izlenilmesi gereken filmlerin başında geliyor.

Sevgiyi dört farklı gözden bakıp bir hikâyede yaşamaktır Selvi Boylum Al Yazmalım. Kimi İlyas’ın gözünden izler filmi, kimisi Asya’nın, adam kere adam Cemşit’e sonradan hak verir insanlar, birde küçük sametin gözüyle bakar insan filme. Ama herkes filmi anlatırken İlyas ile Asya’nın aşk hikâyesi zanneder filmi.  Ama filmin sonunda anlarlar ki Aşk üç kişilikmiş ama Asya’nın kararı ile şekillenmiş.

Hatırlıyorum, izlerken benim bile gözlerim dolmuştu. Kimi Asya’ya üzülmüştü, kimi İlyas’a ağlamıştı. Ben Cemşit’in adamlığına hayran kalmıştım.

“İnsan Selvi Boylum Al Yazmalım’ı ilk izlediğinde gözü İlyas’a gönlü Cemşit’e gidiyor. Sonra büyüdükçe erkek ile ADAM arasındaki farkı öğreniyor ve Asya’ya hak veriyor insanoğlu. Sahi Sevgi neydi?” Alıntıdır.

Adamlığın erkeklikten önce geldiğini anlıyor.

Cengiz Aytmatov’un ölümsüz eserinde görüyor insan sorularla cevapların nasıl bulunduğunu.

Ne güzel demiş Yıldız Tilbe, “İki kadın bir adam, aşk çekilir aradan”. Herkes bu filmi ve bu şarkıyı bir farklı yerleştirir hayatının bir yerlerine.

Herkesin boğazında düğümlenen bir Uhde’si, bir Kış’tan kaybolmuş bir Bahar’ı vardır mutlaka. Tür’lü zorluklarla Tür’lü engellerle vazgeçmiştir iki taraftan biri. Ve yaşanamamışlıkların gölgesine kalplerinin ortasında bir leke olarak kalmıştır. En ağır günah misali.

Hangi tarafı dinlesen haklı sebeplerini bir bir dizer önüne kehribar tespih misali. Ve anlatmaya başlar ahhh çekerek ciğerlerine derin bir nefes sigara dumanı çeker gibi. Kimi dinlesen kesin o haklı.  

Ama bir birlerini anlamak yok.

“Anlamak masraflı iştir; Emek ister, gayret ister, samimiyet ister. Yanlış anlamak kolaydır oysa. Biraz kötü niyet, birazda yetersizlik kâfidir. “ diyerek durumu özetlemiş aslında.

 

Ve sonra soğur her şey, duygular da dâhil. Gönlümüze sığdıramadığımızı gözümüz görmez olur, en ağır ithamların hedef tahtası artık.

Müzmin duygular hortlamış, egemenliği ele almıştır. İşte ondan sonrası kim kimi daha çabuk tanımışsa o daha erken kurtuluyor.

Üzerinize olmayacak bedenleri boş yere hayatınıza giydirmeye uğraşmayın. Dost olmayı beceremiyoruz zaten toplum olarak, boşa düşman edinmeyin.

Ayrılığınız da sevginiz de asil olsun, Selvi Boylum Al Yazmalımdaki gibi.

Hadin esen kalın.

AHIR AYNI AHIR, DOMUZ AYNI DOMUZ
Okunma Sayısı : 814   
29.10.2019 12:24:30

Bağdadi 5. kez öldürüldükten sonra aktörlüğü bıraktığını ve kendi film şirketini kurmak üzere ülkesine dönme kararı aldığını açıkladı. "Bütçe hazır; orijinal senaryo gelirse hemen çalışmalara başlayabiliriz" dedi.

 

Yukarıdaki yazı size saçma geldi değil mi?

Hiç de saçma değil.

Ebu Bekir el-Bağdadi İsrail’e kalkan olmak üzere bir proje olarak ortaya konulmuş ve proje bittiği için geriye çekildi.

 

Her yıl düzenli olarak öldürülen Bağdadi’nin bu senaryoda rolünü tamamladığı için oyuncu listesinden çıkartıldı.

 

ABD’yi bölgeye soktu, Irak ve Suriye’yi zayıflattı, PKK/YPG’ye alan açtı. Amerika Suriye’den çekilme kararı alınca da Bağdadi öldürüldü.

 

Kur, besle, kullan güya İslami cihad örgütü diye Dünya’ya yuttur, İslamofobiyi hortlat, Ama.. Binlerce müslümanı öldür, Milleti İslam’a düşman et. İşin bitince kes sakalını tatile gönder, Sonra da öldürdüm sizi kurtardım de kahraman ol! Pabucumun kahramanı.!

 

Trump, Bağdadi’nin intihar yeleğini patlatmak suretiyle kendisini üç çocuğuyla birlikte öldürdüğünü söylemiş. Öldürüldüğü iddia edilen yerde taş üstünde taş kalmamış. Ama Trump efendi O'nun "bombardımanda değil, girdiği tünelde kendini patlatarak ve ağlayarak öldüğünü" söyledi. Bu yoğun bombardımanda ölmeyen birini, tünelde ağlarken gören kameradan ben de istiyorum...

Ayrıca kimliğinin de DNA testi ile tespit edildiğini söyledi. Tamam, hava saldırısı yaptın, ya da kendisini patlatarak öldürdü, molozlardan DNA’sını buldun da karşılaştıracak DNA’yı nerden buldun diye sormazlar mı adama.

Yani Bağdadi’nin ortadan bir şekilde kaldırıldığı dışında hiçbir şey net değil!

Yeni piyon da şimdiden belli oldu. Bebek katili Terörist başı Abdullah Öcalan'ın 'manevi evladım' dediği, M. Kobani olarak bilinen ve ABD'nin "general" diye andığı teröristin asıl adı Ferhat Abdi Şahin’dir. Ne Generaldir ne de Mazlum. Bildiğin Teröristtir. Basında da yazışma dilinde de terörist adı ile hitap edilmeli.

Terörse bu da Terör, Teröristse Bağdadi de Kobani de Terörist bilinsin isterim.

     *                                                                           *                                                                    *

96 yıl önce bir ses yükseldi mavi gözlü bir devin dudaklarından, “Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.”

Ve etti…

Yüce Türk Milletinin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu olsun.

Hadin esen kalın.

BİG BANG,EVRİM VE TANRI
Okunma Sayısı : 986   
24.10.2019 22:35:30

Bilmediğimiz durumlar ve konular hakkında yorum yapmak,sabit inançlarımıza ters düşen herşeyi reddetmek ne kadar kolay degil mi?

Çünkü öğrenmek ne kadar ucuzsa cehalet o kadar değerli. Evrim teorisi ve big bang'den bahsetmek istiyorum biraz.  Yıllarca sanki evrimi kabul edersem direkt inancımı reddedecekmişim gibi yanlış bir kanıya sahiptim. Aslinda bugüne kadar okuduğum, izlediğim duyduğum evrim evet inancımla çelişiyor. Ancak bu koca okyanusa dalmama engel değil.  Kafamı kurcalayan onlarca soruya rağmen en azından o kadar önyargılı değilim. Sonuçta tam anlamıyla hakim olmadigin bir konuyu direkt reddetmek kolaya kaçmak olur.

Big bang'den başlayalım.  Anlaşılan o ki belgesellere kitaplara hiç bir seye gözü kapalı inanmamak gerekiyor. Çünkü geneli big bang'in kaba taslak üzerinden geçerek, evrenin tamamen bir tesadüf eseri oluştuğundan bahsediyor.  Oysa bilimsel verilerin ışığında bilincimiz dahil evrendeki her maddenin tüm düzenin bir algoritması olduğunu düşünürsek böyle bir düzenin tesadüf eseri oluşması pek mümkün görünmüyor.  Newton sonsuz bir evrenin varlığından bahsediyordu  ve evrendeki her madde de çekim gücünün olduğundan. Ancak bu  mantıkta bir terslik var çünkü böyle bir durumda tüm evren eninde sonunda tek bir bileşene dönüşecekti.  1920'lere gelindiginde Einstein evrenin genişlediginden bahsetti. Newton'un teorisine öylesine inaniyordu ki bu durum kendisini bile şaşırttı.  Ancak evrenin genişlemesinin bulunmasıyla Newton'un buluşu da sağlam temellere dayandı.

Maddelerin çekim gücü herhangi bir sorun  teşkil etmiyordu çünkü sürekli genişleyen evrende yayılıyorlardı.  Yeryüzüne bırakılmış tek bir atomun parçalanmasının sonucuydu big bang. Kuran' daki "ve evreni (göğü)  kuvvetimizle kurduk,muhakak ki onu genişlemekteyiz ." ayetini göz önünde bulundurursak taşların en azından şimdilik rayına oturduğunu söyleyebilirim. 

Evrime gelince... O konuda hâlâ çözemediğim noktalar var. Son çalışmalar insan vücudundaki kromozomların 48'den 46'ya düştüğünü söylüyor.  Ancak bu doğada örnekleri olan bir durum. Eksildi denilen kromozomlar aslında sadece yanında bulunan diğer kromozomlarla bir kaynaşma yaşayarak bütünleşiyor.  Ancak bu durumun nasıl ve neden gerçekleştiği muamma. Maymunlarda da 48 kromozom olduğu düşünülürse Darwin'i hemen topa tutmak biraz haksızlık olur. Biyolojik ve zihinsel anlamda bir evrim olduğu kesin. Ancak bu teori devamında bir cok soruyu beraberinde getiriyor. 

Eğer doğa koşullarının zorlaması sonucunda bir mutasyon söz konusuysa simdi ki maymunlar niye evrilmiyor. Mesela katil balinaların tuzaklarindan kaçan prillerden ,kutup ayısından kaçan penguenlerden ya da sirkte çalıştırılan hayvanların evriminden söz edilmiyor.  Veya tecavüze şiddete maruz kalan kadınlar, çocuklar niye bir türlü evrilemiyorlar. Kim bilir belki de bizden sonraki nesil de onların evrimi üzerine çalışmalar yürütür.  Gelelim diğer soruya canlıların temel amacı hayatta kalmak ve üremek üzere kuruluysa neden homo deusu yaratmak için var gücümüzle uğraşıyoruz. Yapmamız gereken tek şey hayatta kalmak ve üremek.  Oysa bu dünyaya kazık çakmaya ve tüm evrene hükmetmeye çalışan tek canlı türüyüz.  Yani bu algoritma neye göre işliyor? Açıklanması gereken onlarca soru var ve sanırım evren var olduğu sürece bu soruların sonu gelmeyecek.

Insanları bilmem ama soruların var gücüyle üredikleri kesin:)


 

6. HİS "İLETİŞİM"
Okunma Sayısı : 870   
22.10.2019 21:03:42

Sözlüklere baktığımızda iletişim; “duygu, düşünce ya da bilgilerin her türlü yolla başkalarına aktarılması” anlamına gelmektedir.

 

Teknik anlamda ise Kaynaktan alıcıya bilginin iletilmesi olarak da özetleyebiliriz. İletişimde en önemli olan faktörler, gönderici ve alıcıdır. İletişimin başlıca öğeleri arasında yer alan bu iki unsur olmazsa iletişimin gerçekleşmesi mümkün değildir.

Çünkü kaynaktan hedefe doğru mesajın iletilmesi olayı iletişimin temelidir. Tabii iletişim sağlanması için kaynak ve hedef dışında gerekli olan daha farklı unsurlar da bulunmaktadır.

İnsanlık tarihi kadar eski olan bir olgu olan İletişim zamanın ilerlemesiyle birlikte teknikleri değişse de iletişim insanoğluyla birlikte doğmuş ve yine onunla birlikte gelişmiştir.

Örneğin; mağara duvarlarına çizilen şekiller iletişimin varlığına verilebilecek en eski örnekler arasındadır.

Buna ek olarak; duygu ve düşünceleri anlatmak için yapılan danslar, ateşle, dumanla, güvercinle haberleşme, duyguları anlatmak için yapılan besteler, resimler ve dahası hep iletişim için başvurulan yollardır.

Günümüz şartlarında yapılabilmesi en kolay olgu olan iletişim teknoloji ve şartların iyileşip gelişmesine rağmen tek düze ve pasif bir hal almaktadır.

Unutulmamalıdır ki insanda 5 his vardır ve buna ek olarak 6. His de İletişimdir. İletişimi hızlandırıp her yerden insanlarla kontak kurmak amacı ile üretilen cep telefonu başta olmak üzere bir çok teknolojik alet iletişimi hızlandırıp hayat kalitemizi artırmaktan çok bizi kendilerine köle yapmaktan öteye geçememektedir.

Sosyal medya yayıncılığı ile başlayan sanal sohbetler de bire bir ilişkileri öldürüp, kontrolsüz bir genç nesil yaratmaktan ileriye gidememektedir.

Fikri ve eser mülkiyeti artık neredeyse ortadan kalkmak üzere. Çünkü dijital çağ diye bize sunulan yeniçağ sadece sanal ortama hayat hakkı tanıyıp basılı eser olgusunu bitirme aşamasına gelmiştir.

 Güçlü iletişim, güçlü dostluklar ve güçlü bireyler için teknoloji ile donanmış yüz yüze konuşup hissede bilen bir çağın gerekliliği yakın sürede anlaşılacağı kanaatindeyim.

Sevgi ve saygılarımla.

Esen kalın

DEVLET ADAMI GÖZÜ ÖNEMLİ
Okunma Sayısı : 969   
16.10.2019 21:41:52

En acısı da dostun ihanetini yaşamaktır.

Hani derler ya elden gelen koymaz da dosttan gelen yıkar diye.

Aynen öyle işte.

Barış Pınarı harekâtında gördük bizde millet olarak ihaneti.

Ne Arap Birliği’nin, ne Almanya’nın, nede Fransa’nın tavrı ve kınama kararı dokunmadı Filistin’in kınama kararının dokunduğu kadar.

Bizim millete Filistin zor durumda yardım lazım dendiğinde tırlar dolusu yardımlar gönderdi, evdeki iki olanın birini gönderdi bu millet Filistin’e.

Ümmet dedik, din kardeşi dediklerimiz bile bize sırtını döndü.

Dar günümüzde resmen el oldular.

Dokunuyor be kardeşim dokunuyor.

Ne kadar Filistin hükümetinin kararı Filistinlilerin kararı değil dese de yetkililer işin içini dışını biliyoruz ya, ayrı dokunuyor.

Kadim dostumuz Pakistan, Soydaşımız Azerbaycan ve AB’den gelecek tepkilere duvar olan Macaristan’a ve İspanya’ya Ülkem ve milletim adına teşekkür ederim.

 

Suriye operasyonları ilk başladığında MHP Lideri Devlet Bahçeli yaptığı açıklamayla bir kısım çevrelerin tepkisini almıştı fakat yaptığı açıklama ve çizdiği planla ne kadar ileri görüşlü bir Lider olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiş oldu.  

MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, “Ülkemize yönelen tehditleri en aza indirmek amacıyla; Batı ucu Afrin’i ve Doğu ucu da Kandil’i içine alacak biçimde tesis edilecek hilal şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalı ve icra edilmelidir” dedi.Devlet Bahçeli’nin ileri görüşlülüğü ve devlet adamlığı bir kez daha gözler önüne serilmiş oldu.
Peki, şimdi ne olacak. Milli takımımız sahada Ordumuz ise gelen tepkilere rağmen Suriye’de kararlılıkla da ilerlemeye devam edecek. Terörden temizlenen alanlara da Suriyeli mülteciler yerleştirilecek.Şahsi kanaatim operasyonun bitmesi beklenmeden güvenli bölgeler oluşturularak bir an önce periyodik şekilde mültecilerin yerleşim planları yapılarak hızla mülteciler güvenli bölgelere taşınmalı.Gelen tepkilerin zamanla azalıp kaybolacağı kanaati hakim bende. Bu yazıyı okurken İngiltere AB’nin silah ambargosu girişimine itiraz ettiğini de öğrenmiş olacaksınız. Ve AB şunun farkında olmalı, biraz daha zarar vermeye kalkılırsa sınır açılır Suriyeliler artık Avrupalı olur. Gerekeni Sn. Cumhurbaşkanımız söyledi zaten.Bir parantez de Millilerimize açalım. Fransa maçında canla başla mücadele eden futbolcularımızı ve teknik ekibimizi Fransa’da Fransa’ya deplasmanı yaşatan taraftarımızı da ayrıca tebrik ediyorum.
Geçirdiği rahatsızlıktan sonra tedavi gördüğü hastaneden taburcu olan MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye geçmiş olsun dileklerimi iletmek isterim. Bu ülkenin ileri görüşlü siyasilere ihtiyacı var.
Hadin esen kalın..
Salih Hacısalihoğlu

KINA BAKALIM
Okunma Sayısı : 721   
10.10.2019 22:07:15

Afrin ile başlayıp Zeytin Dalı harekâtı ile devam eden operasyonların sonuncusu Barış Pınarı oldu.

 

Defaten bu tip operasyonların önemini vurgulamış biri olarak yine askerimizin ve ordumuzun yanında olacağım.

Fakat herkes ben değil.

İçeride ve dışarıda savaşa hayır savaşa hayır naraları atmaya başlayanlar peydah oldu bile.

Açıklamalar ard arda gelirken en komik açıklamaya da ABD Başkanı imza attı kanımca.

"Kürtler bize İkinci Dünya Savaşında, Normandiya çıkartmasında, Khe Sanh'ta (Vietnam) ya da Kandahar'da (Afganistan) yardım etmedi." Açıklaması bence gayet komik bir açıklamaydı.

 

Bu Kürdistan sevdalılarının ABD Başkanlarından yediği kazıklardan buradan New York’a yol olur ama hala foşik Türkler foşik Türkler.

Siz önce mabadınıza bi sahip olun da neyse.

Gelelim operasyonun yankılarına.

Sudan Türkiye'yi kınadı.
Mısır ve Irak da Türkiye'yi kınadıklarını duyurdu.
BAE de Türkiye'yi kınadığını duyurdu.
Mısır, Arap Ligini acil toplantıya çağırdı.
Suudi Arabistan ve Lübnan Türkiye'yi kınadı.
Katar, harekatı desteklediklerini duyurdu.
İspanya, harekatı desteklediklerini duyurdu.

Fransa dışişleri bakanlığı harekatın durdurulması için her türlü girişimin yapılması çağrısında bulundu.

Almanya Kınadığını bildirdi.

Rusya, Türkiye ve Suriye sınırındaki çatışmaya dahil olmayacağını açıkladı.

Hollanda da kınadı.

Tam bir şeyler eksik diyordum ki Filistin de kınadı.

Vallaha biz yıllardır Terörü kınayarak bitirmeyi denedik bi işe yaradı, ama bi de siz deneyin bakalım bir işe yarayacak mı?

Kınayan arkadaşlara en güzel cevabı İç İşleri Bakanı Soylu verdi.

Soylu açıklamasında Türkiye'nin orada ne işi var diye soranlara seslenmek istiyorum, biz iki dakikada şu PKK'yı bitirip hemen geleceğiz dedi.

Sosyal medyada gezinirken Dostum Yavuz Yazgan’ın bir paylaşımı dikkatimi çekti.

Aynen paylaşıyorum:

Bir Kürt arkadaş diyor ki, Yahu bizim devletimiz neden olmasın, bizden bu kadar mı nefret ediyorsunuz ?
Dedim ki kardeşim biz Kürtlerin devleti olmasın demiyoruz, Bize yakın olmasın diyoruz.
Gidin Almanya da kurun, Amerika’da kurun, gidin anlaşıp Afrika’nın ücra bir köşesinde kurun. Her türlü destekleriz :)))
Ben Kürtleri severim arada bir gelip tatil yapmayan da şerefsizdir, dedim :))))
Bir Kürt devleti kurulacaksa bu sadece Türkiye’nin desteği ile olabilir...

 Bence de haklı siz devletleşecekseniz Misak-ı Milli dışında nerde isterseniz devletleşin, destek de verelim.

Ya Sev

Ya Terk Et.

Derken ciddiydik.

Yooooo terk etmem diyorsanız Ya seve seve ya da öyle işte.

Dün bir montofon sığırının haykırışlarına şahit oldum. Biz size nağaptıkkk diye böğürüyordu. Hem devlet dicen Foşik diycen sonra da biz size naptık. Yok öyle ya o ayran dökülecekti ya olaylar çirkinleşecekti.

 

19 yaşındaki Tuğba’nın pencere açık diye babası tarafından uğradığı işkenceye de değinecektim de ağzım çok bozuldu, yazı da küfürlü oldu ondan dolayı sadece değinmekle yetineyim duruma göre elekler öyle bir yazı kaleme alırım.

İnşallah devletimiz de Tuğba’nın babasını kınamakla yetinmez.

Hadin esen kalın.

Ha bu arada sizi yeniden görmekten de acaip mutlu oldum.


Yazarlar
En Çok Okunanlar
Sayfalar
Anketler